Minik serçemiz nede güzel söylemiş yine 🎤

Sezenimiz gelmiş, hoşgelmiş. Onca aradan sonra yeniden şarkılarını dinlemek inanılmaz güzel. Özlemişiz gerçekten. Günlerdir başka birşey  dinleyemiyorum. Aynı şarkıları yüzlerce kez dinlemişimdir ve hala doyamadım. En sevdiğim “Canımsın sen” gerçekten çok eğleniyorum dinlerken bu şarkıyı. Ama bugün albümü yüzbininci kez dinledikten sonra aslında bi şarkıyı daha çok sevdiğimi farkettim. Sözleri muhteşem geldi bi anda ve içime işlemeye başladı.     Tabiki şarkıları arasında ayrım yapamıyorum oda ayrı bi mevzu. Yapılmaz zaten günah günah. Hepsi sevilecek onların zevkle dinlenecek. Şarttır şarttıırrr 😀 (bunca zaman bu tarz şarkılara ve şarkıcılara katlandıktan sonra nimet çünkü Sezen’in şarkıları ve sesi) 

     ~Ben, Kedim, Yatağım~

Özledim koynunda uyanmayı Yarı baygın sabahlara Hiçbir şey düşünmeden Konuşmadan Dalıp gitmek uzaklara Sonra düşmek ölüm gibi Uçurumlara  Nerdesin sesin nerde Kirpiğinden düşen hüzün.  Hâlâ yerde  Hepsi boş Kazanmalar, başarmalar Dilediğim onaylanmalar  Yoksun Haklıydı diyorum soranlara Ve karanlık perde perde sönerken Gün seferden dönerken  Başlar aynı tören  Hayat bıraktığı yerden Tüm hızıyla dönerken Ben onu seyrederken Çıkar gelir akşam Ben, kedim, yatağım Çok şikayetçiyiz senden…

Hala dinlemediyseniz albümü ilk işiniz bu olmalı bence çünkü çok şey kaçırıyosunuz bilesiniz. 

Aman bre deryalar, biz nişanlıyız 💍

Nişanlı bir bayan olaraktan ilk yazım oluyor bu. Değişen bişey olmuyomuş yani yine ne yazsam diye kırk saat düşünüyorum. Yüzük takmak burda işe yaramıyo galiba 🙂 saçmalamayı keserekten o büyük stres ve hazırlığın sonuna gelmiş olmaktayız onu anlatmak istedim aslında. Nasıl bi rahatlama geldi varya kuşlar gibi hafifledim. Aylardır nasıl olucak, napıcam, ne edicem diye uyku bile uyumazken bikaç saat içinde olduda bitti maşallah 🎉 daha misafirler dağıldı, ben prenseslikten kül kediliğine terfi edince yeniden bumuydu yani diye parmağımdaki yüzüğe bakıp hayatı sorgulama moduna geçtim. Ne bekliyodun derseniz verilecek cevabım yok ama işte yinede insan yüzüğü takınca evrim geçircek hayat bi başka olcak falan sanıyo galiba. Mucizeler, sihirli şeyler olmasada yinede herşey çok güzeldi bence. O heyecan ve şaşkınlıkla tabi bazı şeyleri insan sonradan idrak edebiliyo ama işin güzelliği orda sanırım. Çok şükür bu aşamayıda hayırlısıyla atlatmış bulunuyoruz. Artık düğün telaşına geldi sıra ama daha var yani. Şimdilik nişanlılık evresinin tadını çıkarmak lazım. Hala parmağımdaki bana ait diilmiş gibi bi yadırgama hissi mevcut 😀 daha 3 gün oldu taze nişanlı olunca alışmak zor oluyo doğal olaraktan. E bi maşallahınızı alırım artık dimi? 😉

Hesap kitap işleri..

Bir artı bir kitabımın azönce sonuna geldim. Çok sıradan bi konusu vardı ama bu sıradanlık içinde insana dair tüm duyguları düşünceleride barındırıyordu. Bazı şeyleri okadar doğallıkla anlatmışki ister istemez insanın içine işliyor. Bazen karşındaki insan senden tamamen farklıdır, ortak tek bir noktanız bile yoktur, yada anlaşamıyor gibi görünebilirsiniz ama bu birlikte olmanıza engel diilmiş gibi sanki. Tek yapmamız gereken karşımızdakini anlamaya çalışmak ve onun düşüncelerine duygularına önem vermek. Gerisi zaten bi şekilde gelir. Hayatımızda herşey dört dörtlük olmak zorunda diil yada hayatımızdaki insanlar kusursuz olmak zorunda diil. Önemli olan bi insanı olduğu gibi kabullenip sevebilmekte sanırım. Karşındakine bi şans vermek yada önce kendine bir şans vermek herşeyi bambaşka yapabiliyor. Sadece bakış açımızı değiştirebilmekte mesele galiba. Yada önyargılı olmamakta. Belkide beklenti içine girmeyip hayatı doğal akışına bırakmakta. Bence bunların karışımı bişey işte mutluluğun formülü. Attığımız adımları çok iyi hesaplamalıyız evet ama bazende hesapsızca yaşamak lazım. Sonuç ne çıkarsa bahtımıza 😀

Kesinlikle, Belki

Yine çok eski bir filmi buldum çıkardım arşivden. Tam hatırlamıyorum ama 2008 yılına ait sanırım. Bu filmi 5. yada 6. izleyişim. Ve her defasında sanki yeni baştan o küçük çok bilmiş tatlı kızla birlikte bende yeniden bu hikayenin içine düşüp acaba hangisi diye tahmin etmeye çalışıyorum. Bugün sırf can sıkıntısından ve hikayeyi özlediğimden oturup yeniden izledim. Ve yine ilkmiş gibi izledim. Bunu nasıl başarıyorum hiç anlamış değilim. Yada bu filmde beni çeken ne onu hala çözmüş değilim ama her defasında farklı bi gözle seyretmek keyif verici. Öyle harika bi senaryosu yok aksine basit sıradan bi geçmişe dair anlatım. Ama koskoca insanların keşfedemediği gerçekleri yada duyguları küçücük bi çocuğun bi çırpıda görebiliyor olması bence çok etkileyici. Ve herşeye rağmen, annesine rağmen! yinede başkasıyla mutlu olucaksa eğer onu tercih etmesi gerektiğini düşünmesi ve babasına destek olması nasıl bir olgunluktur. Ben daha kaç kez izlerim yada bu artık sonmuydu bilmiyorum ama hala izlemediyseniz hiç durmayın derim. Sizde benim gibi severmisiniz? Kesinlikle! Belki…