Postacı artık kapıyı çalmıyorsa demekki!

Şu bi askerin ailesine, dostuna yada sevdiğine yazmış olduğu bi mektup. Mektubu alıcak kişi için her harfi bile nasılda kıymetlidir şüphesiz. Ama sağolsun işini harika yapan bi postacı tarafından sahibine teslim edilmek yerine benzer numaralı bi kapıya rastgele bırakılmış. Elimdeki evraklar bitsinde biran önce mesai sonlansın derdinde tabi, bu çok önemli. İş dönüşü apartmanımızın kapısında buldum. İçim acıdı öyle görünce. Yazık yani, nasıl duygularla yazıldı yada ne umutlarla bekleniyor. İçim rahat etmediği için ertesi gün alıp en yakın postaneye götürüp durumu anlattım. “Asker mektubu bu bakın yazıktır günahtır tekrar dağıtıma çıkarılsın” dedim. Çok duyarlı bi insan olan gişedeki çalışan bana “biz bişey yapamayız bırakma hiç, bıraksanda umrumuzda olmıcak çöp olucak burda” anlamına gelen şeyler söyledi. Tabi daha resmi bi ifadeyle. Ben ısrarla bırakmak isteyince aldı sonunda. Ama sonrası meçhul işte. Vicdanlarına kalmış bi durum. Bazı değerlere bukadar değer vermemek ne kadar acı. İnsanlığın geldiği bu durumu bazen hiç anlamıyorum. “Bak postacı geliyor selam veriyor” diye türküler çığırarak büyüdüğümüz ve sevdiğimiz insanların topluma faydalarını anlatmış bulunmaktayım. Daha çok şey saymak isterdim ama neyse… Saygılar!  

Sevilesi mekanlar 

Yer: 500evler. Mekan: Yeşilçam Kahve Evi.  Uzun zamandır gitmek istediğim ama fırsat bulamadığım bu mekana bugün sonunda teşrif edebildim. Ve sonuç; tek kelimeyle bayıldım. Yaşadığım semte göre bence çok fazla bi yer. Kalitesi değeri bilinmesi gereken bi ortam oluşmuş ama kıymeti bilinirmi orası bilinmez. Bence çok daha iyi yerleri hakediyor. Semt olaraktan yani. Burası küçük bi yer çünkü, yaşadığım semt olduğu için bence tabiki harika ve çok seviyorum ama birazda gerçekçi olmak lazım dimi? Tüm duvarlar, masalar, aksesuarlar hatta menü bile türk filmi karakterleriyle dolu. Okadar güzel tasarlanmışki insan etrafı inceleyip hayran kalmaktan birlikte gittiği kişiyle ilgilenmeye konuşmaya fırsat bulamıyo. Allahtan ben her durumda cır cır konuşabilen biriyimde sevgili nişanlıma bunun eksikliğini hissettirmedim. Bu koşullar altında bile bana “bi azıcık sus” demekten geri kalmadı. Sağolsun çok sever benimle sohbet etmeyi 😊 Gerçekten gidilip görülmesi hatta daimi müşterisi olunması gereken bi mekan. Gerçi buralardan gidiyorum yakında malum evlilik sebebiyle birdaha nezaman gelmek kısmet olur bilinmez ama yinede keşfetmiş olduğuma sevindim. Bence sizde hemen gidip görmelisiniz. Ozaman ne diyoruz; The end..

“Barış adamı”

Kelime anlamı “barış adamı” demekmiş galiba. İnternetin yalancısıyım yanlış bilgiyse affınıza sığınırım. Çok uzun yıllardır kitapçılarda görüp ama nedense bi türlü alıp okumaya fırsat bulamadığım bir kitap olur kendileri. 2009 yılına ait,  yani siz düşünün artık kavuşamama öykümüzü. Yaklaşık 1 ay oldu okumaya başlayalı ama çok yavaş ilerliyorum. Kitabın akıcı olmamasıyla alakası yok yanlış anlaşılma olmasın ama tamamen kendi yoğun tempomdan ötürü.. Gerçek bi hayat öyküsünü anlatıyor. Yani yazarın kendi hayatını. Hindistandaki yaşamdan bahsediliyor kitapta. Aşırı detaylarla  hemde. Okadar ayrıntılarla aktarmışki konuları hiç gitmesede insan oralarda yaşamış gibi hissediyor. Genelde bu tarz detaylara değinen hikayeler insanı sıkar ama bu hiçte öyle diil. Gayet akıcı bir dili var. 842 sayfalık bi kitap ve ben daha çok başındayım ama şimdilik güzele benziyor. Bitirmem uzun zaman alıcak o belli bişey ama yinede tavsiye edilesi diyebilirim yani. Fazla yorum yapamıyorum henüz bitmediği için oyüzden şimdilik bukadar. Buarada sanırım filmide çekilmiş. Ama o konuyu tam araştıramadım henüz. Sadece internette kitap yorumlarını okurken gözüme çarptı. O sebepten yanlış bilgi vermek istemem şuan. Bende bu konuyla daha sonra bizzat ilgilenicem. E ozaman ne diyoruz: Okumaya devam..

Geç kalmışlıklara…

Hayat bazen böyle işte; bi küpenin kaybolup bulunması gibi. Bi zamanlar çiftken çok severdim kendilerini. Sonra eşini kaybettim. Bulurum diye çok uzun zaman bekledim. Tek kalan eşini atmayada kıyamadım. Belki diğeri bi yerlerden çıkarda yeniden bi çift olurlar diye. Ama beklemekte bi yere kadar. Ümidimi kesince oda sonunda çöpteki yerini aldı malesef. Ve buakşam hiç alakasız bi yerde bi anda çıkıverdi karşıma o çok beklenen. Bi anda okadar mutlu oldumki. Ama sonra mutluluk yerini hüzne bıraktı. Artık onu bekleyen bi eşi olmadığını farkettim. Ve noluyo biliyomusun işte o an. Kaybettiğinden daha fazla üzüyor bulmuş olman. Hep bi pişmanlık, bi keşke. Biraz daha beklemiş olsaydı şimdi mutlu son olucaktı. Bekleyenin bi umudu vardı hiç değilse, “ya dönerse” diye. Ama geri dönenin şuan hiç şansı yok. Hayat bazen çok acımasız.. 

Kavuşamayan küpelerimin hikayeside böyle işte. Siz siz olun; ya kaybolmayın yada hiç geri dönmeyin yada biraz daha bekleyin. Yada hiç kulağınızı deldirip bu küpe işlerine bulaşmayın. En temizi.. Buda kulağınıza küpe olsun! 😀

İki resim arasındaki 7 farkı bulmacalar

Sosyal hayatta gördüğüm süslü çeyizler ve odamda gördüğüm çeyizlerim 🙄 gerçekten varoş bi gelinmişsem demekki! Şimdi böyle bi dünya paralar verip süsleyince, allayıp pullayınca içine koyduğumuz naylon kap kacak daha bi değerleniyo pek tabii. Havasından geçilmiyo mutfakta. Yemeği falan kendi başına hazırlıyo, hiç kirlenmiyo. Kalite başka bişey canım benim kolilerim ne bilsin öyle şeyler. Üzeri tüllerle örtülmeyince hep bi ezik kalıyolar. Komşugilin temizlikçi dükkanından alınan kolilerle naylon bildiğin naylon olarak hayatını sürdürmeye devam ediyor. Öyle pek bişey beklememek lazım kendilerinden. 2. el kolilerin içinde hayatlarına 1-0 yenik olarak başlıcak gariplerim. 😥

Gerçekten şu gösteriş merakını, bu kafaları hiçbizaman anlamıycam sanırım. Çok ilginç. Para felan batıyor herhalde, böylemi derler sizin oralardada bu gibi şeylere? Yani şimdi nasıl anlatsam size havalı gelincikler bilemedim. Bunlara gereksiz yere para harcamaktansa gerekli bi eksiği tamamlasanız daha mantıklı diilmi? Yada gerçekten herşey dört dörtlükte buda üstüne dikilen tüymü? Yoksa damatlar süslü olmayan kolilerle biz gelinleri nikahlarına almıyorlarda benimmi haberim yok sadece.. Kafamda deli sorular, kolayca çözemiyorum 🤔 Bari sen söyle be Serdar bey kardeşim…