Hoooppp 🕺

Leyla ile Mecnun dizine bayılan, tekrarlarını bile tekrarlarca izleyen biri olarak kitabının çıkmasına müthiş sevindim. Ve tabiki hiç vakit kaybetmeden alıp okudum. Karakterler ve olaylar diziyle aynı gibi olsada kitap tamamen farklı bi yol izleyip bambaşka bi sonla bitiyor. Okurken insanın acayip eğlendiği bi kitap olmuş. Toplum içinde okumayın derim ben çünkü suratınızdaki şaşpal sırıtmayı engelleyemiyorsunuz. Ve her satırda gözünüzün önünden dizinin sahneleri geçiyor sürekli. Her vurguyu, her tonlamayı ve mimikleri ezbere bildiğimiz için haliyle gözümüzün önünden geçiriyoruz. Bi kitabı okurken kahramanı hayal etmek gibi diil bu ama. Tam tersi çok iyi tanığın bi kahramanın öyküsünü okumak gibi. Çok değişikti ve güzeldi. Burak Aksak’a teşekkürler bu harika karakterler için. Gerçekten hayatımıza çok şey kattı. Keşke bitmeseydi dizi, keşke o gemi gelseydi ama her güzel şeyin bi sonu varsa demekki..

Bi mucize olsun..

Harika bi kitabın daha sonuna geldim. Kristin yine muhteşem bi hikaye sunmuş bize. Çok ilginç bi konusu vardı ama okurken hayallerle gerçekler birbirine karışıyor. Bu hem ürkütücü hemde çok eğlenceli. Hem hüzünlü hem mutluluk, umut verici. Bazen sadece hayallerimizin peşinden giderek, mucizelere inanarak hayata tutunabilmenin, yeni bi sayfa açabilmenin mümkün olabiliceğini göstermiş. Herşey mantık dışı olsada, kalbinin sesini dinleyerek mutluluğu yakalayabileceğimizi anlatmış bize. Tabi okadarda şey yapmamak lazım. Hani nede olsa masalya bu sonra işler bize gelince sarpasarmasın diye diyorum. Her hayalinde peşinde koşulmaz. O tamamen Joy’un şansı. Biz yinede tedbiri elden bırakmayalım. Ama sonuç olarak; Kesinlikle okunası bi kitap.

Ayna ayna söyle bana

Saatlerce bıkıp usanmadan Ayna dinlemek. Ayna oldukları hatta yaşadıkları zamanları özlemek. Onları özlerken insanın aslında kendi gençliğini özlemesi. Ayna Bostancı durağında diye söyler dururken ben kendimi çizim ödevi yaparken cetvel elimde buluveriyorum her defasında. Hadi kanka dediğinde kar tatili olmuşta en yakın arkadaşımla eve gelip petekte çorap kuruturken şarkıyı ezberlemeye çalışıyorum. Gelincik’le elim telefona gidiyor kızlara haber veriyorum “Kral tv’de ilk kez klibi yayınlanıcakmış koşun kanalı açın” diye. Ve her şarkıda küçük bi kıza dönüşüyorum. Zaman geçmiş büyümüşüm ama o süreçte Ayna diye bişey kalmamış. Bu tuhaf piyasada böyle değerler harcanıp gitmiş. Çünkü magazin gündemine gelicek saçmalıkları, utanç vericilikleri, ahlaksızlıkları olmamış. Benim bilmediğim duymadığım bişeyler olmuşsa bile işe yaramamış demekki ki gündemde kalıp yollarına devam edememişler. Çünkü bu işler öyle yürüyor bilindiği üzere. Sansasyonlara karışmamış uslu uslu sanatını icra etmişsen kimse seni farketmiyor. Sanatçılık zor iş vesselam. Yoldan çıkmadan yol alınmıyorsa demekki. Neyse yapcak bişey yoksa nostalji olarak dinlemeye devam etcez demektir özledikçe..

Topraktan ötesi yok’ta Cemil’in şarkısı olsun, O’nun ruhuna gitsin ozaman.. ( ama önce bi Fatiha elbette 🙏 )