Karınca kararınca..

Salatalıkla birlikte çürüyen bir tez olur kendisi. Ya bizim karıncaların damak zevki farklı. Ya bunlar salatalık kabuğu değil. Yada bu bilim adamları hiç bişey bilmiyo. 3 bilinmeyenli denklem şekil A.

Uzaklaştırıcı etkisi olan şey bizde ziyafete dönüşmüş. Bedava iftar organizasyonu bulmuş gibi üşüşmüşler başına. Eşe dostada haber verin ya gelmeyen kalmasın gerçekten hatrım kalır. Evi size bırakıp gidelim hatta çekinmeyin rahat rahat yayılın heryere..

Akşam canlı yayına bağlanıp sorayım bakayım “Hocam Karınca duası karıncaları uzaklaştırırmı?” diye. O dini bir meselemiydi yoksa? Din ve devlet işleri hepten karışınca günümüzde malum(!) hayvanlar alemide karışsın kusur kalmasın dediydimde..

Git bi Momo’ya uğra..

Bazı kitaplar gerçekten çok güzel. Herkese tavsiye etmek istersin böyle ama biri hadi anlat dese öylece kalakalırsınya doğru cümleleri bulamazsın. Çünkü nasıl tarif etsen eksik kalıcaktır, okumayana saçma gelicektir, kitaba ayıp olucaktır. Sadece o öyküyü sizin gibi okumuş biri anlar o tarifsiz tarifi. Momo’da öyle bişeydi işte. Çocuk kitabı görünümlü ama hayatın acı gerçeklerini büyüklerin yüzüne çarpan türden. Tamda bu ne yazıkki dediğimiz cinsten. Bu kitabı hatta bu yazarı bukadar geç farketmiş olmanın pişmanlığı ama geçte olsa keşfetmiş olmanın mutluluğu içindeyim.. Yitip gittikten sonra kıymetini anladığımız o zamanlar, zamandan tasarruf etmek uğruna vazgeçtiklerimiz, mutluluğu hangi zamanda bulabiliriz diye arayışlar.. ve daha bu gibi bi dolu şey işte.. “Hep çocuk kal emi büyüme sakın” sözlerini duya duya büyüdük bizlerde. Biz büyüyüncemi kirlendi dünya? Yoksa biz büyürkenmi dünyayı kirlettik? Duman adamlar sarmış dört bi yanımızı. Bi gün bizde kurtulurmuyuzki? Yok dimi öyle bi dünya?!

İçine ata ata ne hale düştün..

Bazen bazı şeyleri sindiremeyiz şu hayatta. Bi türlü kabul edemeyiz, yediremeyiz kendimize. Duyduğumuz, gördüğümüz, düşündüğümüz ama söyleyemediklerimiz boğazımızda yumruk gibi takılıp kalır. Yutkunamadıkça içimizde büyür tüm o şeyler. Avazın çıktığı kadar bağırmak istersinde susmaya mahkumsundur. Gittikçe zorlaşır herşey. Gittikçe dahada can yakıcı hale gelir. Bazen böyledir işte.. Ama bazende çokta şey yapmamak lazım yani belkide sadece iftarda şuursuzca yemişizdir ondandır bu içimizi sıkan kimbilir 😉 soda var içenmi?

Naparsan yap aşk ile yap

Bastian’ın öyküsüydü bu bitmeyecek olan. Belkide Bastian bizdik. Unuttuğumuz adımızdı o. Ne uğruna unuttuğumuzu bi bilsek kahrımızdan ölürdük eminimki. Herşey tamda böyle, yaşam denen şey bi kitabın satırlarında sunuluyor bize. Her satırını aslında kendimiz hayal edip yazdığımız. Kendimizi ararken kendimizi kaybediyoruz bazen. İnsanlıktan çıkıyoruz. Nerden geldik nereye gidiyoruz görmüyo gözümüz. Hırslarımız uğruna yok ediyoruz en masum şeyleri bile. Güç, başarı diye elde ettiklerimiz bizden neler götürüyor bazen hiç anlamıyoruz . Bazen değil çoğu zaman aslında. Bitmeyecek öykümüzü yazarken ne istiyorsak yapmakta özgürüz ama sonuçlarına katlanmak şartıyla. Çünkü bi gün dönüp bakınca geriye neler elde ettiğin değil, elinde neler kaldı bu önemli olan. Gerisi sadece pişmanlık, acı.. Kendiniz için güzel dilekler dilemeniz dileğiyle..

Katıla katıla bitmeyen paylar..

Yemeyi içmeyi yasaklayın en temizi ya. Gerçekten böyle ayrıntılarla uğraşmayalım yani. Biz alışveriş yapmayalım hiç, aylık mutfak masrafımızı size verelim direk herkes rahat etsin. Bak ozaman çevre nasıl mis gibi. En temizide bizim cüzdanlar olur sizde muradınıza erersiniz. Nasıl fikir? Bence mantıklı yani.. Hayır yoğurt kabı, cips ambalajı nedir ya? neyin peşindesiniz. Tamam cebimizde çantamızda poşet taşımaya alıştık eyvallahta. Market alışverişine ekstra para vermemek için yakında saklama kabı, tencere, tavalarla gitmek zorunda kalırsak şaşırmıcam yani. Ürünle bütünleşen malzemeler için geçerli diilmiş ama bu. Oooo çok iyi ya bak nasıl düşünceliler. Yumurtanın kabuğu, tavuğun derisi, karpuzun kabuğu falan ambalaj sayılmıcak bu durumda. Süper haber. Yani oda ikinci bi emire kadar. Hadi bakalım.. hobaaa..

Güleyruum halına katıla katılaaa, bi payını geçiremedin kabınaaa…

Adalet var : YerSeK

Portakalı soyup başucumuza koyarken herşey iyi hoşta o yalan uydurulduğu zaman işler kötüye gidiyo. Olan dedemizin sakalına oluyo kalkıp oraya konduruyoz, heleki sakalı yoksa eyvah ki ne eyvah. O yalanı uyduran çocuk yüzünden çıkar hep kavgalar böyle. Çünkü arkadaşlarına haksızlık yapmadan oynamayı öğrenememiştir ailesinden. Hadi çocuklar karar veremedi gelsin velisi adaleti sağlasın deriz. Hani büyüktür aklı erer çocuklar gibi saçmalamaz kimin hakkıysa alır ona verir diye düşünürüz ama öyle olmaz bazen. Anası çocuğundan beterdir. Çocuğunu kayırır alır oyuncağı geri ellerinden “düzgün sayışamadınız hadi baştan başlayın” der. Kendi çocuğunu gösterene kadar o parmak devam eder bu mevzu.. ooo piti piti adaletsizliğin sepetiii..çeyiz sandığımıydı yoksa anasının? Bilemedim, hayırlısı be gülüm..