Kategori arşivi: Genel

Haşırttt..

Haşırt dı bilekbord kitabınıda bitirmiş bulunmaktayım. Ama açıkçası pek umduğum gibi değildi. İçinde Zafer Algöz’ün diğer sanatçılarla ilgili anıları var. Ama anlatım tarzı yada hikayeler öyle çok ilgi çekici yada sürükleyici diil. Tamam güzel ve unutulmaz bir anı olabilir ama daha farklı bi dille anlatılabilirdi bence. Çok cansız bi anlatım olmuş. Ayrıca öykülerde öyle insanı aman aman aşırı duygusallığa yada eğlenceye sürükleyecek şeyler diildi. Ama yinede içlerinden birçoğu (neredeyse hepsi hatta) sevdiğimiz ve şuan hayatta olmayan ünlüler olduğu için insan onlara olan özlemden okumak istiyor. Öyle değişik bi kitaptı işte. “Okuduk bitti işte, gelsin sıradaki” diyerek çokta yorum yapmak istemiyorum. Yazara saygı efendim! Beğenmeyen otursun kendi yazsın bi zahmet..

Umutsuz metrobüs yolcuları

Bigün sizde oturabilirsiniz, umudunuzu kaybetmeyin diyerekten çok iyi düşünülmüş bişey bu. Birbirini ite kaka ayakta durmaya çalışan insanların pozitif olabilmesini, oturma ihtimallerinin hala olabileceğini vurgulamaya çalışmış. Çok mantıklı yani. Sağolasın metrobüs kardeş, ama bukadar alenen laf sokmasaydın keşke. Yaramıza tuz basmayaydın eyiydi.. Hadi neyse şimdi ben bi gaza gelip oturanlara göz dikiyimde inme ihtimallerini hesaplamaya devam ediyim. Ozaman sıradaki anons tüm yolculara gelsin: NEKS TEYŞIN 🙄

Güle güle…Hoşgeldin…

Normal şartlar altında başladığım bi kitabı yarıda bırakmayı asla sevmem ama bu defa devam etmeyi başaramadım. Shantaram kitabından bahsetmiştim ilk başladığım zamanlar. Ve evet üzerinden aylar geçti ve ben ancak 300 küsürlü sayfalara gelebildim. Oda ite kaka zorla yani. Kitap kötü diil aslında çok güzel bi anlatımı var. Ama okadar aşırı detaylarda boğulmuşki insanı bi noktada bayıltıyor. Atlayarak okuyım yada bırakıyım diyosun oda olmuyo çünkü anlatım dili çok güzel ve atlarsam ordaki cümleleri, tasviri, betimlemeyi, örneği vs her ne güzellik varsa kaçırmakta istemiyosun. Ama onlarca sayfa okuyup konu açısından bi adım öteye gidemiyosun. Buda insanı sıkıyor bi süre sonra ve bu akşam pes edip bıraktım. Üzgünüm ama yaptım yani.

Ve şimdi yeni kitabıma başlıyorum hadi hayırlısı bakalım. Şuan hakkında hiç bi fikrim yok okuyup görücez..

Birceylan hatırası

Ceylan’ın kitap fuarına geleceğinden bahsetmiştim. Ve Pazar günü koşarak gittim tabikiside. Eğer gidemeseydim zaten çok üzülücektim. Çünkü niyeyse kendisini acayip seviyorum. Sadece bloğu ve instagram ortamı sayesinde tanıyor olsamda garip bi ilgi ve sevgi duyuyorum kendisine. Ve en imzalısından kitabınıda almış ve bi çırpıda okuyup bitirmiş bulunmaktayım. Tabikide çok güzeldi ve keyifle okudum. En saçma yada en sıradan olayı bile öyle bi şekilde kelimelere döküyorki insan bi anda daha önce farkında bile olmadan yaşadığı bi çok şeyi kendininde tamda öyle hissettiğini farkediyor. Kendisini yakından görüp bide o anı ölümsüzleştirmiş bulunmaktayım. O yüzden çok mutlu oldum. Kitabını alıp okumanızı tavsiye ederim. Heleki bi anneyseniz dahada şiddetle tavsiye ederim. Yeri gelmişken şiddetide şiddetler kınıyorum. Ozaman öyle işte…

Dip Not: Arka planda öyle fotoğrafta çıkabilmek için çaktırmadan poz verende Burak Aksak oluyor. Aramıza almadıysak O’nu demekki napsın adamcağız. Stand O’nun şimdi istediği kameraya poz verir yani yapcak bişey yok 😀

“İyiyim oturuyorum”

Yakın zaman önce size Ceylan Taş ve yazılarından bahsetmiştim ve tabiki bir kitap çıkarmak üzere olduğundanda. Ve sonunda başarmış. Azönce öğrendim ve acayip mutlu oldum. Üstelik dahada güzel bi haber olarak 5 Kasım Pazar günü saat 13:30’da Tüyap Kitap Fuarı’nda O’da burda olcakmış. 12. Salon 212B nolu Küsurat standında olucakmış. Bi aksilik çıkmadığı sürece tabiki orda olup tanışmaya ve kitabını almaya gidicem inşallah. Ve bunun düşüncesi bile çok heyecan verici. Uzun süredir severek takip ettiğin birinin ilk kitabının çıkıyor olması ve kendisini yakından görücek olmak falan değişik bi heyecan. Yeni yazarımız vatana millete hayırlı olsun ozaman.. 

Çokmu ciciyiz ne

Yine sevimli bi mutfak eşyası bularak mutfağın şirinliğine şirinlik katmaya devam ediyoruz. Yada diğer bi bakış açısıyla evi anaokulu yada barbie evine dönüştürmüş olabilirim ama olsundu, böyle mutlu oluyoduysam demekki. Bu cici kavanozu bulmuş ve kendimce dillendirmiş olmaktan ötürü çok mesudum şuan. Artık evin kahve kavanozu olmak onun görevi bu hayatta. Kendisine yeni hayatında başarılar ve umut dolu fallara sebebiyet vericek tazecik kahveleri saklamasını diliyorum. Ozaman sıradaki şarkı kendisine gelsin diyelim. Kavanoz dipli dünya…

Oku bakıyiim..

Derdimizi anlatıcak kadar okuma yazma biliyoruz çok şükür. Bize okadarı yeter zaten. Yoksa kültürmüş, kitap okumaklarmış falan ne anlarız dimi.  Biz Türkler bilmez öyle şeyler. Bi Türk otelinde içler acınası halimiz. Kocaman bi kitap okuma bölümü yapmışsın iyi hoşta bizi bukadar aşağılamalar niye? Kaç dilde bestseller kitaplarla dolu raflarda bulabildiğim tek kitap bu. Kitap okuma seviyemiz hala bu noktada kalmış demekki insanların gözünde. Yanlış anlaşılmasın tabikide eseri, romanı, yazarı kötülemek yada küçümsemek değil derdim. Olamazda asla ama neden tek Türk kitap bu yani? Hem komik hem acınası. Nasıl bi izlenimse bu kendi ülkemizde kendi insanımız kültürel anlamda bizden umudunu kesmiş durumda. “Size bu yeter” demiş. Bence “Cin Ali” serileri daha mantıklı bi seçim olurmuş ama yinede buna şükür ne diyelim. Ya bunuda bulamasaydık nolurdu halimiz. Demekki neymiş: kendi kitabını yanında getirip, kendi seviyeni kendin belirliycekmişsin.. 

Mutlu aile tablosu

Böyle resme bakınca herşey ne güzel ve özenilesi geliyo. Başkasının hayatından kareler olsa “ah be nasılda mutlular, nerelerde neler yaşıyolar” derdim. Şimdi bunlar benim hayatımdan kesitler. Ama fotoğrafta görünenle yaşanan aynı olmayınca insan anlıyomuş fotoğrafların sahteliğini. Deniz, kum, güneş, lüks ve rahat yaşam, hatta artık bıkılası huzur ve eğlenceye rağmen insanı asıl mutlu edicek değerlere sahip değilsen bi anlamı olmuyomuş. Onca bolluğun içinde hep bi yanın eksik. Etrafındakiler denizden, havuzdan, terden ıslanırken kendi yanakların üstün başın gözyaşlarıyla ıslanınca herşeye lanet etmekten başka bişey gelmiyor elden. Mutluluk başka bişey. İçsel dünyanda sahip olduklarınla alakalı yada sevdiklerinin sana sunduklarıyla, verdiği değerle ilgili. Gerisi hep göstermelik, geçici, yalan dolan, boş.. bomboş.. Yeni bi hayata başlıyorum. Neler yaşıycağımı hiç bilmediğim, deli gibi korktuğum bi hayat. Artık yeni bi ailem var. 2 kişiden oluşuyoruz, çekirdek bile diiliz henüz anlıycağınız. Ama çok zormuş bu haller. Şuan tek bildiğim bu. Yaşayıp görücez herşeyi. Ne desem boş yani 🤐

Kurumu yemiş?

“Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı varsa kuruyemişinki yıllara meydan okur” diye düşünmekteyim saatlerce paketleme yaptıktan sonra sulanan beynimle. Kınagecesi hazırlıkları tüm sürat devam etmekte. Eş, dost, konu komşunun kına gecesiyle ilgili dedikodu yapıp, kusurlar bulup, alay ederkene, acımasız eleştiriler eşliğinde homini  gırtlak yiyeceği kuruyemişlerimiz hazır bulunmakta. Gelin olmama son günler kaldı artık. Telaş, stres had safhada. Delirmez yada katil olmazsam galiba bikaç güne evli bi insan olucam. Ozaman hayırlısı be gülüm diyerekten çitlemeye devam..

Beyaza saflık demişler ama..

Yaşamla ölüm arasında ince çizgi varmış. Ve o çizgide yürürken üzerinde bu “gelinlik” denilen şey olmak zorundaysa hayat haddinden fazla acı veriyo. Saflık, masumiyet, mutluluk demek kime sorsan. Ama öyle olmuyo işte herzaman. Bazı şartlar altında bazı değerler değerini yitiriyo ne yazıkki. Kendi cehennemini ölmeden yaşamak gibi bişeyler işte, tarifi zor. Herşeyin güzel olması, mutluluk vermesi gerekirken acıdan kıvranmak, çaresizce dönüşü olmayan bi yola girmek çok can yakıcı. Kendinden başka suçluycak kimsenin olmaması, ve insanın kendine kızsada elinden bişey gelmemesi çaresizliğin en beteri. Ne yana dönsen önüne duvarlar örmüşsün en kocamanından hemde ve kendi ellerinle gibi öyle bişey işte. Bu hayata tutunan ellerim kırılsaydıda seçtiğim hayat bu olmasaydı diye yana yakıla ağlasanda bişeyleri değiştirememek ölüm gibi. Kefenini giyip ölüme yürümek bu işte. Beyazlar içinde mutluluk pozları verirken saflığıma doymıyım ozaman ne denirki..