Hayal kırıklığı..

Yeni başladığım “Papatya kokulu hikayeler” kitabından bahsetmiştim geçen gün. Henüz bitirmedim gerçi ama yinede eleştirimi yapmak için beklememe gerek olmadığını düşünüyorum. Sonuç değişmicek çünkü o belli. Kısa kısa hayata dair güzel mesajlar içeren öykülerden oluşuyor kitap. Ama nerdeyse bir çoğu bildiğimiz, biryerlerde mutlaka duyup okuduğumuz hikayeler. Bundan seneler önce “Tavuk suyuna çorba” serisi falan vardı bilmem hatırlarmısınız? Hikayelerin çoğu ordan alıntı. Kısacası hayal kırıklığına uğradım. Yeni birşeyler okuma ümidiyle eline alıyorsun kitabı ama bildiğin şeyleri görünce karşında hoş diil yani. İnsanın okuma hevesi kaçıyor. Hadi onuda geçtim ne gerek var yani bu şekilde bir kitabın? Yaratıcı olmak, kendi öykülerini, maceralarını, duygularını aktarmak varken böyle birebir aynısını yapıp kolaya kaçmak nedir?. Adını değiştirip iki süsleyip bi kokutup pazarlama mantığıyla yaklaşmanın çok çirkin olduğunu söyleyebilirim. Ama tabi zamanında Tavuk suyuna çorba’yı okumayanlar için bunlar şimdi yeni ve harika öyküler gibi gelicek oda ayrı mevzu. Belli bir kesime hitap edip, kalan kısımdanda kime yutturabilsek kardır mantığı var sanırım. Yinede bırakmadım yani, sonuna kadar okuyup bitiricem tabiki. Çünkü yarıda bırakmayı sevmem hiçbir kitabı -kötüde olsa. Çünkü o benim hediyem, hediyeye saygımdan bırakmam. Çünkü hikayeler bildiğim şeylerde olsa güzeller ve yeniden okuyor olmak güzel. Ben sadece bu çakma yazarlık durumuna kızıyorum sanırım. Emeğe saygı lütfen!

En güzel hediyeymişse bu kitap 📚 

Yeni kitabıma başlıyorum buakşam. “Papatya kokulu hikayeler” Kendileri benim güle güle hediyem oluyorda birazcık oyüzden önemli bir kitap aslında. İçeriği nasıl olursa olsun şimdiden sevdiğim kitaplar arasında. Bir önceki işyerimden ayrılırken, son gün almışlardı arkadaşlarım bunu bana. Kitap okumaya bayıldığımı hepsi biliyordu çünkü. Bana verilecek en güzel hediyede bu zaten. İnsan kitap okurken bir süreliğinede olsa kendi dünyasından uzaklaşıyor sanki. Farklı hayatlar farklı karakterlerle bütünleşip onları anlamaya çalışmak çok güzel bi duygu bence. Yüzlerce kitap okumuşumdur bu yaşıma kadar ve binlerce karakter düşün, binlerce olay. Ve her defasında okurken insan ben olsaydım bunu yaşayan ne hissederdim, ne düşünürdüm, ne tepki verirdim diye sorguluyor kendini. Değişik bir duygu. Kitap okuma alışkanığı olmayanlar anlamıcaktır şuan. Kitap deyip genellemiyim aslında yanlış olur bahsettiğim; Romanlar. Yada bazen okurken tamda hissettiğin ama hiçbirzaman dile dökemediğin, tarif edemediğin duygularını pat diye ortaya çıkarır ya. İşte bu ya! dersin tam olarak hissettiğim. Nede güzel açıklamış. Döner aynı satırları bi daha okursun içine işleyene kadar.. Yeni kitabıma başlamak için sabırsızlanıyorum şuan oyüzden lafı fazla uzatmaya niyetim yok. Kapağındaki söz ne güzel açıklamış  sevgiyi, sevmeyi, sevebilmeyi.. Fedakarlık olmayınca olmuyo işte birşeyler. Olsada bi anlamı yok. İnsan kendinden birşeyler vermeli, kendini koymalıki ortaya o gerçek sevgi olabilsin. Sevgi neydi? Sevgi emekti.. diye Selvi boylum al yazmalıma bağlamadan durumu kitabıma dönsem iyi olucak sanırım.